OLMAZ, BECEREMEZSİNİZ!...
7/12/2009 ·
Açılım maskesiyle demokratçılık oynayan sahtekârlar başaramazsınız! Aynada Aziz Nesin'in tarif ettiklerini görüp, her kesi kendileri gibi sananlar beceremezsiniz!
SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR...
2/12/2009 ·
Memleketteki bütün karmaşanın, huzursuzluğun, asayişsizliğin müsebbiplerini öğrendik sonunda şükr'olsun: Köşe Yazarları!...
Abdülhak Hamit; "Türk milleti söylemez, söylenir." demiş zamanında... Biz de fırsat buldukça millet adına, milletin söylendiklerini söylediğimizi tekrarladık durduk ve sonunda kabağı başımızda patlattık!
Ne demek olduğunu artık söyleyenin de bilmediği istikrârı, biz bozuyormuşuz! Biz; "... barış, millet ve devlet düşmanları"ymışız! Bizden kastım, Sn. Başbakan'ın tâbiri ile köşe yazarları! Sn. Başbakan; "Bunların yaptıkları tahrikten başka bir şey değildir. Bunlar barış, millet ve devlet düşmanlarıdır." diye teşhis buyurdular!
Haksız da sayılmaz! Sıfatlarıyla müsemma "12 Kötü Adam" hariç; demokrasiyi araç olarak kullandığını hiç saklamayan, demokrasi tramvayından gereken durakta inebileceğini saklamadan söyleyebilen, kendisi ve yandaşlarına çok yarayan istikrârı koruyabilmek için her kesin, her kesi dinleyebildiği huzûrlu Türkiye'nin huzûrunu, köşe yazarları bozuyorlarmış!
Siparişle yarım saatte yazılar yazdırdığı sözlerinden belli olan Başbakan'dan özellikle bir ricam olsun; başta kendileri olmak kaydıyla, bu fakîre siparişle bir yazdırmayı başarsınlar intihâr etmek için köprüye çıkmayacağım! Daha fazla demokrasi isteyen demokrat PKK'lıların molotof kokteylleriyle yakabilecekleri bir belediye otobüsüne bineceğim! Yoksa bütün köşe yazarlarını, etraflarında güvercin taklaları atan "Dolma Kalemler"den mi sandılar?
Ergenekoncular hapiste! Kafes'çiler kafeste! Muhalif her nefes telekulakça takipte! Asker konuşamaz! Yargı, yargılayamaz ve istikrara muhalif bir karar veremez! "Laikliğe Karşı Odak Olmak" suçundan verebildiği, hazineden verilen trilyonlardan birazını kesmek cezâsının bedelini, misliyle öderler! Her yer, her kurum kontrolde amaaa kontrol edilemeyen sadece bu köşe yazarları!
Daha fazla demokratik hak için şehirleri cehenneme çeviren, onlar! Güvenlik güçlerinin can emniyetini yok eden saldırgan demokratlar, onlar! Mahkûm önderlerinin talimatıyla dağdan inen, "Barış Elçileri" olduklarını söyleyen, resmî törenle karşılanan, elçi sıfatıyla isteklerini mobil mahkemelerde hakimler-savcılar vasıtasıyla duyuran, bir kaç gün sonra da PKK'nın kuruluş yıl dönümünde, devleti tehdît eden basın toplantısını yapanlar da onlar!
"One minute!" Sayın Başbakan!
Bağırıp bakanlarınızı korkutabilirsiniz! Milletin değil sizin vekillerinizi susturabilirsiniz! Ama bize bağırdıkça mukabil nârâmızı duyarsınız! Bizi ne kadar derin kuyuya atarsanız sesimiz gök kubbeye o kadar direk ve güçlü ulaşır!
Millet aç! Can ve mal güvenliği yok! Belediye otobüsleriyle karın tokluğuna çalıştıkları işlerine giderken özellikle hedef seçilip diri diri yakılıyorlar açılımcı demokratlarca!
Dişten tırnaktan, boğazdan artırılarak, borçla alınan arabalar da hak peşindeki açılımcı demokratların hedefleri ve bunları yazan, söyleyen, bu anti-istikrar köşe yazarları!
"12 Kötü Adam" hâriç; sağcı-solcu, milliyetçi-ulusalcı, ülkücü-devrimci, dindar-laik, Atatürkçü-Cumhuriyetçi köşe yazarları, el birliği ile emânetlere sahiplik, Atatürk gibi bir millî karaktere sadâkat düşüncesiyle; daha fazla demokrasi uğruna sokakları yangın yerine çeviren, Güney Doğu'da hâkimiyetlerini îlan eden, İzmir'de PKK'ya gösterilen tepkiye; "Sizde bizim oralara gelemezsiniz!" tehdîdiyle cevap veren, siyâsallaşmış demokrat açılımcılara köşelerinden karşı koyanlar, onlar!
Hiç biri de milyon dolarlarla transfer olmazlar! Hiç birine ABD'de mûkim cemaat liderinin televizyon kanalları tahsîs edilmez! Bu istikrar düşmanlarının hiç biri, yandaş televizyonlardaki önceden hazırlanmış açık oturum komedilerine davet edilmezler! Ama bütün bu ambargolara rağmen susmazlar, susturulamazlar!
Sayın Başbakan bilesiniz ki; bu köşe yazarlarının köşeleri kapatılsa bile, hapsedilseler bile huzûrsuzluk-asayişsizlik-anarşi yaratan istikrârınıza karşı çıkarlar! Millet söylendikçe, onlar söylerler!
Âlemlerin yaratıcısı ve tek hâkimi Allah(c.c.) bile, şeytâna kıyâmete kadar kulları saptırma izni vermişken sizin muhalefete tahammülsüzlüğünüzün adını Allah aşkına söyler misiniz?
-Hâşâ- Allah mısın be Demokrat Sultanım? Bu kadar mağrûr olma! Senden büyük Allah var...
"TÜRK'ÜM. BU AD, HER ÛNVANDAN ÜSTÜNDÜR."
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN
EDEP YÂ HÛ!...
1/12/2009 ·
Milyonlarca hacının Kâbe'de nefslerini, benlik şeytanlarını taşladıkları bu mukaddes günlerde; aynaya bakarak gördükleri şekli acemide resmedip internet ortamında kendilerinden olmayanları fitne çıkarmakla ithâm eden müfterî cühelâya seslenmek şart oldu!...
Kendini Türk hisseden, Müslüman Türklüğünün gereği kendini dünya nizamından sorumlu tutan mücâhîd gönüllü, Türk Birliği ideali Tûran'a inanan cesûr yürekli, ölümü öldürerek ölümsüzlüğe inanmış şehâdete hevesli, îmanlı Ülkücülere, Tûrancılara, Türk Milliyetçilerine selâm olsun...
"Dînime küfreden bâri müselmân olsa..." sözü, hiç bu kadar yakışmamıştı ortama! Aynadan resmedilen Haçlı kaynaklı bir görüntü içine millet sevdâlılarının, Turan Savaşçılarının adlarını gizleyerek, "şeytanca Cennet'ten rübâiler okuyan" ve bir şey yaptığını zanneden âcizlere cevâp şart oldu!
"Köşk'e imam hatiplinin çıkacağı günler yakındır." sözüyle yandaşlarına müjde, rakiplerine tehdîdin sahibi R.T.Erdoğan'a; seçtirilenler mazbatalarını almadan, yemîn etmeden yâni millet vekili ûnvanlarını kazanmadan, Meclis'i çalıştıracak sayıyı sağlayacağı müjdesini veren ve Abdullah Gül'e köşkü tepside ikrâm eden "Balgat Sâkini Nebâtatçı"ya taraftarlığı, yanlışa yandaşlık ederek Türk Milletini parçalamaya uğraşan taşeronlara desteği Dâvâ Adamlığı zanneden, tuttukları saftan dolayı ma'zûr gördüğümüz kişilerin, Türk Milliyetçilerini fitne ile ithâm edebilmelerini anlayabilene aşk olsun!...
Ne olduğunu bile bile, 'ağabey' sıfatlı "Türkeşsiz MHP" lilerce, yüreğimize yerleştirilen "kurtçuk" eliyle; onlarca yıllık, milyonlarca ikbâllerin, binlerce şehîdin semeresi, içten içe çürütülürken; Ülkücü olmadıkları, vatan-millet sevdâlısı olmadıkları için canları acımayan kurnaz yabancılar, ayrık otu kadar bile ömürleri olmayacak olan nebâtat, millet evlâtlarına edepsizce dil uzatıyorlar! Elbette canımızı sıkıyorlar! Sapı bizden olan, dalımızı-budağımızı budayan baltanın demirine itirazımız sağırlarca duyulmuyor, körlerce görülmüyor!
Yalancıya inanmamaktan doğal ne olabilir? Bir Hıristiyan ilâhiyatçının okuduğu Kur'an'dan hareketle, sözlerinin islâmîliğine inanmak, aptallık değilse cehâlet değil midir?
Abdestli ülkücülerle tokalaştığında ellerini defalarca yıkayıp kolonyalı mendille dezenfekte eden birinin Hasip Kaplan'la Gâzi Meclis'in rengini tamamlamadan önce, siyâsallaştırılan PKK'lılarla tokalaşıp on buçuk saat kıpırdamadan oturduğunu, yıkanmadığını görmezden gelen taraftarların; Ülkücülüğe, Turancılığa verdikleri zarârın farkında olabilmelerini beklemek, en hafif söylemle iyimserlik değil midir?
Edep Yâ Hû! Türk Milliyetçiliği adıyla getirildiğimiz, mecbûr edildiğimiz hali görün artık! Vatan parçalanıyor, devletin neresine el atsak elimizde kalıyor, erkek olan "Türk'üm." desin!
Sözün bir gönülden kopup bin gönülü hizâya soktuğunu veya bin gönülü târ u mâr ettiğini bilemeyenlerin sözden hicâb etmeleri gerekmez mi?
Sükûtumuz ikrâr mı zannediliyor yoksa? Eğer nebâtatçılar; "Merek yanar sıçanlara da kalmaz!" psikopatlığı ile uğraştaysalar bilmeliler ki yaktıkları ateşin yakıcı sıcaklığı önce onların yüzünü kızartacaktır! Çıkarılan, millî onuru inciten bu yangını söndürmek te gene Türk Milliyetçilerine düşecektir!...
Defalarca söyledik, bir daha tekrâr edelim: Kurdun kurtça, itin itçe davranması yaratılışı-fıtratı gereğidir. Bu yüzden kurt köpeklerinden endişeliyiz! Çünkü ne zaman kurtça, ne zaman itçe davranacağı bilinmez bu kırmaların! Ve biliriz ki en kurtçul kurt köpeği bile arkasında çoban yoksa kurttan korkar!
Bozkurtların net duruşlarıyla, kurt olmayanların ödlerini patlatacağı günlerin yakınlığını hissediyoruz. Allah(c.c.), hiç bir zaman ibreti ahrete bırakmaz. Ve yine Ol Yüce Âdil Allah(c.c.) aslanı kediye, kurdu kurt köpeğine alt ettirmez. Bir gün mutlaka yanlış hesap Bağdat'tan döner... Bozkurt vakarı ve sabrıyla o hesâp gününü beklediğimizi de bir daha söyleyelim!...
"Görelim Mevla'm n'eyler/N'eylerse güzel eyler..."
TÜRK'ÜN HER ŞEYİ GÜZELDİR VE HER ŞEYDEN GÜZELDİR...
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN
SENARYO DA KAFES'TE, SENARİST TE!..
30/11/2009 ·
Kafesteki aslanı seyretmek için, kafeslere tıkılan aslanlardan intikam alabilmek, orasını burasını kaçakça çekiştirmek için sirklere para öderiz! Aslandan korkuyor muyuz, aslanı seviyor muyuz bilinmez!
Korkunçluğunu, heybetini, krallığını yok eder kafes aslanın! Kafes; aslanın aslanlığını, saygınlığını, sıfatlaşmış karakter tarifliğini bitirir! Bu yüzden de çocuklar sirke götürüldüğünde en fazla seyredilendir aslan... Kafeste aslanı olmayan sirk, eksiktir.
Avcılar hakkında pek müsbet tarif yoktur. "Ummaz avcı..." ama aslan avcılarına farklı bir saygı vardır! Aslan avcılarının diğer avcılardan bir farkı, övgüyü hak eden farklı özellikleri vardır...
Aslanlarla, aslanları kafese koyanlarla, kafeslerle ve aslan avcılarıyla muhatab edilmek isteniyoruz son günlerde hem de demokratik zorlamalarla!
Aslan, ormanda aslanca kükreyemezse; aslan kendi dünyasında aslanca yaşayamazsa, aslan bulunduğu yerde doğal bir sessizlik sağlayamazsa aslan mı olurmuş? Kafeslerde çocuklara; "Bak ciciii!" diye târif edilerek korkunun yok edilmesine vesîle edilen yeleliden aslan mı olurmuş?
Aslanı aslan avcısından çok büyük paralarla alarak kafeslere koyup sirk oyuncağı eden kurnazların şuur altlarında, aslan korkusundan intikam mı vardır diye hep düşünmüşümdür. Sıklıkla olmasa da terbiyecisini parçalayan aslanlar da iç güdüsel olarak intikam mı alırlar?
Sirkle, aslanla, kafesle, biletli çocuk seyircilerle ve kafesteki aslandan korkmayan korkak cesurlarla, aslan terbiyecileriyle ilgili olmadık senaryolar düşleyip, olmadık komplolar hazırlamağa çalışırken; birden bire aslan miyav dedi, minik fâre kükredi!...
"Bayramdan sonra ne Danıştay kalacak, ne Bülent Arınç!.."
Farenin bu aslanca kükremesinde; yeni safariler mi, yeni aslan sürek avları mı, aslan avcılarıyla pazarlıklar yapılarak hazırlanmış yeni kafesler mi işâret edildi anlayamadık!
Zâten anlaşılsın diye sarf edilmiş bir söze de benzemiyor! Sirk tellâlının; "Başlıyoooor! Acele edin başlıyooooor!" seslenmesinin, aslan kükremesi taklidiyle yapılmışı gibi bir şey!... Milletin "aslanım" diye sevdiği askerler "kafes" adı verilen senaryosu ezberlenmiş bir sürek avıyla kafeste!
Sıra, sanki son zamanlarda aslanlığın onlara kaldığı hukuk adamlarına geldi gibi! "Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire" sürek avının baş aslan avcısının avlanma perdelerini seyrediyoruz!
Demokrasi ormanında, demokratik orman kanunlarıyla, demokrat maskeli demokrasiyi araç edinmiş gayr-ı demokratların, teknolojik tele-kulağı ekolojiye monte ederek, hazmettirerek çalışan bir demokrasi tramvayı vatmanının seferlerini seyrediyoruz!
Millet sirke sokulmuş; "Cambaza baaak!" fısıltılarıyla dikkatler yukarılara çekilirken usta cepçilerin cepleri boşaltmasından sonra "minik fare kükremeleri"yle kafese koyulmadan kafes aslanlıkları ilan edilmiş aslanlara bakıyoruz!
Ve hepimiz millet olarak o kadar demokratlaştık ki esâretin timsâli kafeslerle, demokratlık gösterileri yapan; demokrat maskeli, teknolojiden ve Haçlı Müttefik(!)ten lojistik destekli, îmanlı sürek avcılarına, kafese tıktıkları her aslandan sonra demokrasi havarileri diye alkış vuruyoruz!
Allah'a hamd olsun ki sanal âlemde gönlümüzü hoşnûd eden bir Polat Alemdar'ımız var! Devlet adına, devleti korumak adına, tek başına olmadık başarılara imza atarak başımıza geçirilen çuvalın intikamını almıştı şükr'olsun! Gladyo'dan da intikamımızı alacak!... Can Polatımız'ın bir gün de bu kafesçilerden alacağı intikamımızı bekleyeceğiz artık!
Hürriyetin mânâsını unutmuş, demokrasinin ne olduğunu algılayamamış, cumhuriyet nîmetlerini hazmedemediği için midesi bulanan obur halkların, milletliğe kast eden aslan avcılarına alkış vuranlara karşı, hamd olsun ki sanal bir Polatımız var!
Bakalım bayramdan sonra; "Bayramdan sonra ne Danıştay kalacak, ne Bülent Arınç!.." slogan kükremesinin kullanılışında, demokrat maskeli aslan avcımızın sanal rolü ne olacak?
İş senaristin mahâretine ve zekâsına kaldı!...
"TÜRK'ÜM. BU AD, HER ÛNVANDAN ÜSTÜNDÜR."
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN
BU, SINIF YOKLAMASI DEĞİL!...
28/11/2009 ·
Ben; en hakir bir insanı, kardeş sayan bir rûhum,
Bende esîr yaratmayan bir Tanrı'ya îman var,
Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar...
................
Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et!
................
Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir
Bu zavallı sürü için ne merhâmet, ne hukuk,
Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk!.. (M. Emin Yurdakul)
Türk Milleti;
Öncelikle Bayramın mübârek ola...
Hemen peşine; sana aşık, sana sevdâlı, mensûbun olmaktan onurlu, Allah(c.c.)'a Türk yaratıldığı için şükrünü ifâdede eksik kalan bu evlâdına, bana kulak ver! Beni dinle! Beni duy Allah'ını seversen Milletim!
Sese ses vermeyenin, imdâd isteyene yetmeyenin; sesine ses verecek, dâdına yetişecek kimse kalır mı? Bir adım gitmeyene, kim bir adım gelir?
"Millî çıkarı arkaya atıp ta tarafsız davranmaya kalkmak, gerçekte tarafsız olmak değil karşı tarafların yanında yer almak demektir. Aydınların bu türlü gafletlerini milletler çok acı şekilde çeker." diye dışlamış Nihal Atsız tarafsızlık adındaki korkaklığı...
Aydın geçinen bir tarafının, "Bir çift kadın memesine vatan satarım!" dediğinin; diğer tarafının Allah adıyla Allahsız taraflara destek verdiğinin, emrine televizyonlar tahsîs ettiğinin farkında olmayacak mısın?
Tarafsız diye duyarsız kalan korkakların, ihtiyâcı olduğunda yanında sâdece yalnızlığı kalmaz mı?
"El eli, el de döner yüzü..." ne düşündürür akl-ı selîme?
"Ey dipdiri meyyît, iki el bir baş içindir!" feryâdı, ne der duyanlara?
Bildiklerinizi Allah aşkına hatırlamağa çalışın: Doğum adım-adım, kadem-kadem; Ölüm de adım-adım, kadem-kadem değil mi? Ruh bedeni terk ederken vücût ayaklardan soğumaz mı?...
Hareketin en belirgin göstergesi yürümek, hızın târifi koşmak değil mi? Yarışlar koşarak yapılmaz mı? Bu yüzden bilenler ellerden önce ayakları bağlamaz mı? Ayaklarının bağlanıp ellerinin sıraya alındığının farkında olmayacak mısın? Ayağının prangalandığını, bileklerinin kelepçelendiğini fark ettiğinde bağıran, küfreden, aman dileyen dillerin etkisi ne olur, neye yarar?
Bu Bayram günlerinde Allah aşkına kendine gel ki bayramın kara gelmesin Türk Milleti!
Kerkük'ü, Karabağ'ı, Balkanlar'ı, Kıbrıs'ı, Türkmenistan'ı, kulakları patlatan feryâtlarına rağmen duymazdan gelirsen yarın senin atacağın savaş nâranı kim duyar?
Hadi Allah aşkına, tarih yapan kahraman ırkın ahfâdı!
Hadi Allah aşkına, Peygamber Âguşu'nu dolduran şühedânın evlâdı!
Allah aşkına davran artık! Gün, bu gün! An, bu an!...
Bu yoklama, sınıf yoklaması değil!
Artık millî istikbâlinin hedefe alındığı bu gayr-ı millî yoklamada; sese ses vermeyenin, imdâda gitmeyenin, inleyen mazlûmu duymayanın, el atsa yeteceği yere uzanmayanın, cesurca atılıp kahramanlaşmayanın, "Ölümü öldürerek" şehîtleşmeyenin varlığını kim, nasıl fark edecek?Varlıklarıyla yoklukları belli olmayan; renksizlerden, kimliksizlerden, kişiliksizlerden milyonlar olsa ne yazar? Bu milyonlardan ordu olsa neye yarar?
"Allah var, ne gam var?" demez misin sen? "Dost ararsan Allah yeter." demez misin sen?
Dağlar gibi yığdığın kemiklerine, seller gibi akıttığın kanına bak, düşün! Türk Milleti Kendine dön! Türk Budun, ökün!...
"TÜRK'ÜM. BU AD, HER ÛNVANDAN ÜSTÜNDÜR."
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN
« Önceki ::
Son Yazılarım
- OLMAZ, BECEREMEZSİNİZ!...
- SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR...
- EDEP YÂ HÛ!...
- SENARYO DA KAFES'TE, SENARİST TE!..
- BU, SINIF YOKLAMASI DEĞİL!...